Botoks  e-Posta

BOTOKS
Botoks bir çeşit toksindir (zehirdir) ve clostridium botilinum denilen havasız ortamda yaşayan bakteriden üretilir. Bu bakterinin bulaştığı konservelerin yenilmesi sonucu oluşan hastalık tablosu ilk olarak 1800’lü yıllarda şair Justinus Kerner tarafından tanımlanmıştır.

Napolyon savaşları sırasında ekonomik sıkıntı dönemlerinde gıda üretimindeki hijyen yetersizliklerinde de bu bakterinin neden olduğu hastalık tablosuna sıklıkla rastlanmıştır. Bu hastalık tablosu sosis zehirlenmelerinde sıklıkla görülmüş ve botoks adı da botulus (sosis) den gelmiştir.

Botoks sinirlerde geçici olarak iletimi durdurmakta ve hastalık tablosu ortaya çıkmaktadır. Botilinum toksini ısıya duyarlıdır ve pişirmekle etkisi kaybolmaktadır.
Botilinum toksininin sinirleri geçici olarak bloke etmesinden faydalanılarak estetik cerrahi ve bunun dışında bazı hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.

Botilinumun hastalık oluşturabilmesi için çok yüksek dozlara ihtiyaç vardır. Tedavi ve estetik amaçlı kullanımlarındaki dozu çok düşük ve güvenli sınırlardadır. Yıllardır hastalıkların tedavisinde güvenle kullanılmaktadır.

Esas olarak spazmotik disfoni denilen konuşma bozukluğunun tedavisinde kullanılmıştır. Aynı zamanda blefarospazm (göz kapaklarının istemsiz kasılması), tortikollis (boyun kasının kısalığı), tiklerin tedavisi, şaşılık tedavisi gibi daha bir çok hastalık tedavisinde kullanılmaktadır.  199’ lar da ise botoks plastik cerrahide yüz kırışıklıklarının tedavisinde kullanılmaya başlamıştır.

Evlilik, tatil veya özel günlerden önce yüzümüzde yılların neden olduğu kırışıklıklardan kurtulmak herkesin isteyeceği bir durumdur. Pek çok insan hızlı hayat akışı içerisinde bir çözüm arama eğilimindedir.
Lazer, yumuşak doku artırıcı uygulamalar hafif anestezi ile birlikte ofis şartlarında uygulanabilmektedir. Bu tür uygulamalardan sonra hemen işe dönmek mümkün olabilmektedir. Belirgin bir şişlik, yara yada yara izi olmamaktadır.  
 

Dinamik kırışıklıklar

Güldüğümüzde yüzümüzde oluşan kırışıklıklar ve alındaki kırışıklıklar dinamik kırışıklık olarak nitelenirler. Bu kırışıklıklar kaz ayağı (crow’ feet) denilen göz çevresi kırışıklıkları, gülünce oluşan kırışıklıklardır. Bu tip kırışıklıklar;

Botoks
Yumuşak doku doldurucuları (filling)
Peeling (soyma) yada dermabrazyon ile düzeltilebilir.

Ancak bu tedavi metodları ile alınan olumlu sonuçlar hayat boyunca kalıcı değildir. Yüzdeki hareketler devam ettiğinden ileride yeniden oluşma eğilimindedirler.

İnce Kırışıklıklar

İnce kırışıklıklar yüzeyeldir ve ortadan kaldırılmaları daha kolaydır.
Deri kıvrımlarında oluşan kırışıklıklar Burun ve ağız çevresinde yerleşen ve çeneye doğru uzaman kıvrımlardır. Ağız etrafında parantez şeklinde bir görünüme neden olur. 

Tedavi yöntemleri aslında aynı esasa göre görev yaparlar. Normal deri yüzeyel ve derin tabakalardaki hücrelerden oluşmaktadır. Yüzeyel hücreler her gün dökülmekte ve yerlerini derinden gelen yeni hücreler almaktadır. İleri yaşlarda hücrelerin bu yenilenme hızı yavaşlamaktadır. Böylece deri canlılığını yitirmeye başlamaktadır.

Yukarda belirtilen tedavi metotlarından kimyasal peeling (kimyasal soyma), dermabrazyon (mekanik soyma), lazer derinin canlılığını yitirmeye başlayan tabakasının uzaklaştırılmasını sağlamakta ve alttan daha canlı ve sağlıklı derinin ortaya çıkmasını sağlamaktalar. Bu yöntemlerin uygulaması sonucu doku canlılığı kazanılır, ince kırışıklıklar ve bazı yara izlerinin azaltılması sağlanabilir.  

Botoks nedir 

Botoks aslında ticari bir marka olup içeriğinde Botulinum toksin bulunur. Botulinum toksin Clostridium botulinum denilen havasız ortamda üreyebilen bakterilerden elde edilir.
İlk olarak Napolyon savaşları sırasında (1817-1822) temizlik şartlarının kötülüğünden dolayı sosis zehirlenmesi olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonraları bunun nedeninin botulinum denilen bakteriler tarafından oluşturulduğu belirlenmiştir. Botulinumun kelime anlamı bundan dolayı sosisden gelmektedir.
Normalde ısıya dayanıklı olmayan bu toksin pişirilme ile parçalanmaktadır. Konservelerde ortaya çıkmasından başka balda da görülebilmektedir ve özellikle yeni doğan dönemindeki bebeklerde problemlere neden olabilmektedir.

Hastalık tablosu oluşturduğunda kaslarda ilerleyici bir zayıflama görülmektedir.
Botulinum toksin sinirlerde iletimi durdurmakta ve bu şekilde etkili olmaktadır.

1970 lerde Botulinum toksinin bu etkisinden faydalanılarak hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır.1977-78 yıllarında ilk olarak şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmışştır. Kozmetik amaçlı olarak kullanımı ise 1980 lerde ortaya çıkmıştır.
Botulinum toksin günümüzde şaşılık, blefarospazm, tortikollis, spastisite, aşırı terleme, akalazya gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Botoksun etki mekanizması

Botulinum toksin sinirlerde iletimi durdurarak etki eder. Klinik olarak etkisi 2-6 ay kadar sürer daha sonra kaybolur.Toplam olarak 3000 ünitenin üzerindeki dozlarda zararlı etkiler ortaya çıkar. Ancak kozmetik amaçla kullanılan doz 100 ünite kadardır.
Botulinum toksin (botoks) steril ve dondurulmuş olarak Botulinum toksin tip A şeklinde kullanıma sunulmuştur.

1989 yılında da Amerikan Gıda İlaç Dairesinden (FDA) onay almıştır.En fazla bilinen Botulinum toksin Botox ve Dysport markalarıyla bulunmaktadır. Bu iki üründe Botulinum toksin A içermektedir.

Botulinum toksin dondurulmuş halde ve -5 °C de saklanmalıdır. Sıcak ortamda ise etkisini kaybetmeye başlar. Serum ile sulandırılarak kullanılır ve sulandırıldıktan sonra 4 saat içerisinde kullanılmalıdır. 12 saatte etkisi yarıya iner.      
    

Kozmetik amaçlı
Botulinum toksin kullanımı:

Güneş hasarı, yerçekimi etkisi, mimik kaslarının etkisiyle yüzde kırışıklıklar olmaktadır. Mimik kaslarının hareketlerine bağlı olarak gelişen kırışıklıklar Botulinum toksin ile azaltılabilir yada tamamen ortadan kalkabilir. Botulinum toksin uygulandıktan sonra etkisi genellikle 1-3 gün içerisinde başlar. 1-2 hafta içerisinde en üst seviyeye çıkar. Botulinum toksin uygulanan yerde hafif bir morarma görülebilir. Enjensiyondan 10-14 gün öncesinde aspirin ve benzeri ilaçların kullanılmaması uygun olacaktır. Botulinum toksin etkisi 3-6 ay süreyle devam eder.  

Alın kırışıklıklarında botoks kullanımı

Alın kırışıklıklarında Botulinum toksin (botoks) kullanımı oldukça iyi sonuçlar verir. Bu bölgede kaşlar arasında oluşan çizgilerde kaybolur.
Alın kası denilen kas kaşları ve alın derisini yukarı doğru kaldırmaya yarar. Bu nedenle fazla Botulinum toksin (botoks) yapılması kaşlarda düşmeye neden olabilir. Bu nedenle alında  “V” şeklinde aşağıdan yukarıya doğru Botulinum toksins injeksiyon noktaları belirlenir.

Eğer kırışıklıklar şakak bölgesine doğru ilerliyor ise yan taraflara da kontrollü bir şeklide Botulinum toksin (botoks) uygulanır. Ancak göz hizasının daha dışına yapılmamalırdır aksi taktirde çiğneme kasları zayıflar.Botulinum toksin uygulandıktan sonra 2-3 saat yatmamak gerekir, bu şekilde Botulinum toksinin başka yerlere dağılması önlenmiş olur.

En sık Botulinum toksin (botoks) uygulama yeridir. Bu bölgede kırışıklık oluşmasına neden olan 4 temel kas vardır. Korugator denilen kas kaşın iç kısımlarını orta hatta ve aşağı doğru çekme işlevini görür.Genellikle bu bölgede 5 ayrı noktaya injeksiyon yapılır.

Enjeksiyondan önce hastadan kaşlarını çatması istenerek kasın yerleşimi belirlenir. Yapılan çalışmalarda 2,5-5 ünite dozun etkili olduğunu, toplam da ise 10-20 ünitenin bu bölge için yeterli olduğunu göstermiştir.
Botulinum toksin (botoks) uygulamaları bu bölgede de oldukça etkin olmakla birlikte cildi kalın ve yağlı olan bireylerde bu etkinlik azalmaktadır.

Göz çevresi (kaz ayağı) kırışıklıklarında botoks 

Yıllar ve güneş etkisi ile bu bölgede oldukça fazla sayıda kırışmalar görülebilmektedir. Orbikülaris okuli denilen kas daire şeklindedir ve gözü çepeçevre sarar. Bu kasın kasılması kırışıklıkların oluşmasına neden olur. Bu bölgede 3-4 yere botoks enjeksiyonu yeterli olmaktadır. Enjeksiyonlar göze çok yakın olmamalıdır aksi taktirde üst göz kapağında düşme yada çift görme gibi geçici de olsa sorunlar ortaya çıkabilir. Yine bu bölgede kırışıklıklardan başka kaşın düşüklüğü de Botulinum toksin ile azaltılabilmektedir. Gerek kasların etkisi gerek ise yerçekimine bağlı olarak kaşın en fazla dış kısımları düşme gösterir. Bu bölgeye 7-10 ünite Botulinum toksin injeksiyonu ile kaşın düşüklüğü ortadan kaldırılabilir yada azaltılabilir. Kaş gözbebeği hizasında 1 mm, gözün en dış kısmında ise 4-5 mm lik kalkma sağlayabilmektedir.    

Dudak bölgesinde botoks

Bu bölgedeki kırışıklıklar dolgu maddeleri ile azaltılabilmektedir. Üst dudak Botulinum toksin ne duyarlı bir bölgedir. Birkaç kırışıklık için Botulinum toksin injeksiyonu faydalı olabilmekte ancak çok küçük dozlar tercih edilmektedir. Üst dudakta zayıflık gelişmeme için dikkat edilmesi gerekmektedir. Üst dudağı kaldırıcı kas aşırı fonksiyon yaptığında kızgın bir görüntüye neden olur. Bu kasa 2-5 ünite Botulinum toksin (botoks) uygulandığında bu görüntü kaybolur yada azalır.  Ağız köşesini aşağı çeken kas 2-3 ünite Botulinum toksins kullanılarak ağız köşesinin aşağı çekilmesi engellenebilir.

Yüz asimetrisinde botoks
 

Yüzdeki simetri bozuklukları bir miktar Botulinum toksin injensiyonları ile düzeltilebilmektedir. 

Boyun bölgesinde Botulinum toksin (botoks) kullanımı

Normalde alt çene kemiğinden köprücük kemiklerine doğru ince bir kas tabakası uzanmakta ve tüm boynu sarmaktadır. Platisma denilen bu kas ağız köşelerini aşağı doğru çekme gibi bir işlevi de vardır.
Kalıtım, güneş ışını hasarı ve kilo sorunları boynun yaşlanmasında rol oynar.
Boyunda yatay çizgilenmeler olmaktadır. Çene altında plastisma kasının zayıf olan orta kısımlarından çene altı yağ dokusu fıtıklaşarak çene altında sarkmaya neden olmaktadır.
Boyunda oluşan bandlar 1,5 cm aralıklarla Botulinum toksin yapılarak giderilebilir. Bandların kalınlığına bağlı olarak 3-10 ünite Botulinum toksin injeksiyonu yapılabilir. Toplam 50-100 ünite Botulinum toksin yeterli olmaktadır.

Terlemede botoks uygulaması 

Deride ekrin bezler denilen bezlerin salgısına ter (sweat) denilmektedir. Terleme normal bir işlevdir ve vücudun ısı düzenlemesinde gereklidir. Fazla miktarda olduğunda ise rahatsız edici duruma gelmektedir buna tıpta hiperhidrosis denilmektedir.

Kişiden kişiye ter miktarı değişmekle birlikte dakikada 1 ml/m2/dakika dan az olması gerektiği düşünülmektedir (Normal bir erişkin vücut yüzeyi 1,7 m2 kadardır). Koltuk altı terlemesi ise dakikada 50 mg dan fazla ter oluşması durumunda normal sınırların üzerinde kabul edilir.

Aşırı terleme tüm vücutta yaygın yada belirli yerlerle sınırlı olabilir. Koltukaltı, avuçlar, ayak tabanı, yüz gibi bölgelerle sınırlı olabilir. Tüm vücutta yaygın olduğunda normal fizyolojik sınırlarda yada bazı hastalıklarla bağlantılı olabilir.

Toplumda her 100 kişiden 1 inde fazla terleme sorunu olduğu tahmin edilmektedir. Fazla terleme sosyal sorunlara da neden olabilmesi açısından önem taşımaktadır. Fazla terleme şikayeti genellikle ergenlik döneminde başlamakta ve vücudun birden fazla bölgesinde görülmektedir.

Fazla terleme yaklaşık % 50 koltuk altında, % 24 avuç içi, % 30 ayak tabanında görülmektedir. Yalnızca yüz bölgesinde terleme daha az görülmektedir.
Fazla terleme derinin tahriş olmasına, enfeksiyon gelişmesine ve koku oluşmasına yol açmaktadır.  

Ter bezlerinin anatomisi
Ter bezleri tüm deride dağılmıştır. Ancak değişik vücut bölgelerinde farklı sayılarda ve özellikte olurlar. Aşırı terlemeden sorumlu olan ekrin ter bezleri tüm vücut yüzeyini örten deride 2-4 milyon kadardır. Aşırı terlemede ter bezlerinin sayısı ve yapısında bir artış söz konusu değildir. Sadece işlevlerinde artış olmaktadır.

Aşırı terleme kalıtımsal olabilmektedir, çünkü aşırı terleme şikayetleri bulunan kişilerin yaklaşık yarısında ailelerinde de aşırı terleme sorunu vardır. Bölgesel terlemenin genel vücut terlemesinden ayrılması gerekmektedir.

Tüm vücutta olan terleme nedenleri troid bezinin fazla çalışması (hipertroidi), şeker hastalığı (diabet), kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi), feokromastoma (serum ve idrarda katekolamin artışı olması), gut hastalığı (serumda ürik asit artması), madde kullanımı ve tüberküloz olabilir. Kalp damar hastalıkları, solunum yetersizliği, bazı tümörlerde de genel vücut terlemesi görülebilir. 

Tedavi
Farklı tedavi seçenekleri olmakla birlikte günümüzde Botulinum toksin etkili bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.        

Botoks uygulanmayan durumlar

Allerjik reaksiyonlarda
Hamilelik durumunda
Emziren annelerde
Myestenia gravis gibi kas hastalıklarında
Aminoglikozid, penisillamin, kinin, ve kalsiyum kanal blokürleri içeren ilaç kullananlar da Botulinum toksin kullanımı uygun değildir, çünkü bu ilaçların kendileri de sinir iletimini yavaşlatırlar. 

Genel nedeni bilinmeyen reaksiyonlar nadir görülür, hafif seyreder ve geçicidir.Bulantı, yorgunluk, nezle benzeri bir durum veya deride kırmızı döküntüler şeklinde olabilir. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, şişme ve baş ağrısı görülebilir.Bunlar genellikle hafif ve geçicidir.

Yüz bölgesinde fazla miktarda uygulandığında özellikle şov dünyasında ki kişiler için mimik kayıpları geçici de olsa görülebilir.
Alında alın kasının geçici zayıflığına bağlı maske yüz görünümü olabilir. Fazla miktarda yapıldığında kaşlarda düşmeye neden olur.
Üst göz kapağında düşme. Alın kırışıklığı için Botulinum toksin yapıldığında görülebilir. İlk günlerde görülebildiği gibi 2 hafta soonra da ortaya çıkabilir. Bu nedenle Botoks yapılan kişilerin 3-4 saat sırtüstü yatmaması gerekmektedir.
Eğer göz kapağında düşüklük oluşmuş ise % 0,5 lik aproklonidin göz damlası ile tedavi edilebilir.

Boyun bölgesindeki kırışıklıklarda kullanıldığında yutma güçlüğü olabilir. Bu durumda yumuşak gıdalar yenilmesi gerekebilir.

Muhtemel komplikasyonlar 

Tedaviye cevap vermeme durumu:
Bazı kişiler botoksa hiçbir şekilde cevap vermezler. Bunların değişik nedenleri olabilir. Botoksa karşı vücutta bağışıklık sistemi reaksiyon vererek botoksu etkisiz hale getirebilir. Bu ilk uygulamadan sonra görülebildiği gibi tekrarlayan uygulamalardan sonra da görülebilir.
Her 100 kişiden 5-15 inde ilk botoks uygulamasından sonraki uygulamalarında vücutta botoksa karşı bağışıklık geliştiğinden cevap alınamaz.
Bunun nedenleri arasında her defasında 200 ünitenin üzerinde botoks uygulanması, 1 ay içerisinde yüksek miktarda ve tekrarlayan botoks uygulamaları vardır. Bunda kullanılan Botulinum toksinin kalitesi de rol oynar. İçerisinde fazla protein olan Botulinum toksinlere karşı daha kolay bağışıklık gelişir.

Botulinum toksin tip B nin bağışıklık gelişen kişilerde etkili olup olmayacağı henüz araştırma aşamasındadır. Bağışıklık gelişmesini önlemek için mümkün olan en küçük dozda ve 1 aydan daha kısa süreli uygulamamak gerekmektedir.